Erzincan’da 1987 yılında kağıt üzerinde başlayan bir serüven, 1992’de yerle bir olan bir şehirle yarım kalacak gibiydi.
1984-1987 yılları arasında Turgut Özal Hükümeti’nde İçişleri Bakanı olarak görev yapan Yıldırım Akbulut'un büyük katkıları ile 27 Haziran 1987 kuruldu. Ancak o, sadece binaların değil, bir idealin yıkılmaz olduğunu kanıtladı. İşte depremle sürgün edilen, Ankara’da filizlenen ve yeniden küllerinden doğan Erzincan Hukuk’un bilinmeyen hikayesi.
Sırada Bekleyen Dev: 3389 Sayılı Kanun
Takvimler 27 Haziran 1987’yi gösterdiğinde, Türkiye’nin hukuk atlasına önemli bir imza atıldı. 3389 sayılı kanunla kurulan Erzincan Hukuk Fakültesi, o dönemde İstanbul ve Ankara gibi metropollerde yoğunlaşan hukuk eğitimini Anadolu’nun kalbine taşıma misyonunu üstlendi. Atatürk Üniversitesi’nin çatısı altında kurulan fakülte, ilk öğrencilerini 1991 yılında Erzincan’ın o dönemki mütevazı kampüsünde ağırlamaya başladı. Ancak bu başlangıç, tarihin en acı sınavlarından biriyle karşı karşıya kalacaktı.
Depremle Gelen "Zorunlu Misafirlik"
13 Mart 1992 akşamı Erzincan tarihinin en karanlık gecelerinden birini yaşadı. Şehir yerle bir olmuş, fakülte binaları ağır hasar almıştı. Genç hukukçular için eğitim değil, hayatta kalma mücadelesi başlamıştı. Fakat hukuk meşalesinin sönmesine izin verilmedi. Fakülte, derslerini ve öğrencilerini yanına alarak Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne sığındı. İki yıl boyunca Ankara’nın koridorlarında yankılanan "Erzincan sesi", bir sürgün değil, bir kök salma mücadelesiydi.
Ankara’dan Erzincan’a: Dönüşün Zaferi
1994 yılına gelindiğinde, Erzincan Hukuk bir ilki başardı. Pek çok kurumun terk ettiği ya da geri dönmekte tereddüt ettiği enkaz altındaki şehre, "Adalet her yerde kaimdir" diyerek geri döndü. Kendi binalarında yeniden yükselen fakülte, o günden sonra sadece bir eğitim kurumu değil, Erzincan’ın entelektüel dirilişinin de sembolü oldu.
Neden Türkiye’nin En İyilerinden Biri?
Bugün Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi (EBYÜ) bünyesinde devleşen bu fakülte, sadece "eski" olduğu için değil, "dirençli" olduğu için saygı görüyor. Türkiye’deki hukuk fakülteleri kronolojisinde ilk 15’teki yerini kimseye kaptırmayan kurum; Marmara, Selçuk ve Dicle gibi dev ekollerle aynı ligde anılıyor.
Neden mi özel?
· Akademik Hafıza: Ankara Hukuk ekolünden gelen disiplini, Anadolu’nun azmiyle harmanladı.
· Zor Koşulların Eğitimi: Deprem görmüş, sürgün yaşamış ve yeniden kurulmuş bir gelenekten gelen mezunların dayanıklılığı.
· Başarı İvmesi: Hakimlik ve savcılık sınavlarında her yıl devlet üniversiteleri arasında gösterdiği üstün performans.
Erzincan Hukuk, bugün sadece bir diploma değil, 1987’den bugüne uzanan, içinde acı, sabır ve büyük bir başarı hikayesi barındıran bir "ekol" sunuyor. Fay hatlarının üzerine inşa edilen bu adalet kalesi, Türkiye'nin hukuk geleceğine yön vermeye devam ediyor.