Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü tarafından “2026 Hasat Öncesi Hazırlık Koordinasyon ve Değerlendirme Toplantısı” Erzincan’da düzenlendi.
Erzincan’da 3 gün sürecek olan toplantının açılışı gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, toplantı için Türkiye’nin çeşitli illerinden gelen TMO merkez ve taşra teşkilatı yöneticilerine Erzincan’ı anlattı.
Vali Aydoğdu Erzincan’ı öyle bir anlattı ki toplantıya katılanlar hayran kaldı. Vali Aydoğdu, “Bugün Erzincan'dasınız. Sebebi genel müdürümüz. Allah razı olsun. Arkadaşlar Türkiye'de ya insanlar Erzincanlıdır, Ya Erzincan'dan biriyle evlenmiştir, Ya da Erzincan'da askerlik yapmıştır. Yani bu mutlak mutlaka etrafımızda bu vardır. Ben ilk geldiğimde arkadaşlar şöyle dediler, canlılar ikiye ayrılır. Bir Erzincanlılar, bir de normal canlılar. Şimdi fakat bu sözlerin dışında bu şehrin inanılmaz tarihi bir defa bu şehir yani Erzincan Medine'ye vakfiyelik yapmış bir yerdir. Yani zamanında Osmanlı kayıtlarında Vakıflar Genel Müdürlüğü kayıtlarında Erzincan'da toplanan paralar Medine'nin gideri için gönderilmiştir. Bu çok enteresan bir şey. Aynı boylamda, aynı paraleldedir Medine'yle ve enteresan bir şey namaz saatleri de birbirine uygun. Bunların tesadüf olmadığını düşünüyorum ben.
FAKAT ERZİNCAN TİPİK BİR DOĞU ANADOLU ŞEHRİ DEĞİLDİR.
Sokaklarında gezeceksiniz siz. Buradaki çocuklarda aksan yoktur. Altını çizerek söylüyorum. Her gittiğiniz şehirde Şive, Lehçe ve Aksan'a rastlarsınız ama Erzincan'daki çocukları gördüğünüzde sanki Selçuklu zamanında, Osmanlı zamanında İstanbul'da bir beyzadenin çocuğunu alıp getirip Erzincan'a ikame etmiş gibi olursunuz. Sohbet ederseniz mutlaka sohbet etmenizi dilerim.
TİPİK BİR DOĞU ANADOLU ŞEHRİ DEĞİL
Dokuz tane ile sınırı olan bir şehirdesiniz şu anda. Bir Karadeniz iklimi de burada hakimdir ve Doğu Anadolu'nun en yeşil şehridir Erzincan. Bu bir. İkincisi burada yatay bir mimari vardır. Sebebi de şudur. Burası Kuzey Doğu Anadolu Fay hattının tam üzerinde bir şehir ve 1939 yılında burada gerçekten Türkiye Cumhuriyeti'nin en felaket depremlerinden biri oluyor ve sınır illerle birlikte yaklaşık elli bin kişinin vefat ettiği söyleniyor ve şehir yeniden inşa ediliyor.
ORADA ENTERESAN BİR ANEKDOT VARDIR
Tabii 1939. İki gün sonra Ankara duyuyor burada deprem olduğunu. Arkadaşlar o zamanın yetkilileri hapishanedeki bütün mahkumları deprem zedelere yardım etsin diye bırakıyorlar. Şimdi düşünün hapisten mahkumları bıraktınız. Bu belki kaçar giderler. Fakat hiçbiri kaçmıyor. O zaman meclisten bunlar için af çıkarıyor. Yani burası böyle bir yer
1992’de yine bu deprem yaşanıyor. Şu anda Erzincan kayıtlı olup da yani Erzincan'da doğup da İstanbul'da, Koçeli'de, İzmir'de yaşayan 500 binin üzerinde Erzincanlı hemşerimiz var.
EN İYİ OLDUĞU İLDİR ERZİNCAN
Şimdi biz de buralarda geçeceğiz. Valiyiz. Bugün Erzincan, Yanın Aksaray, başka bir yer. Ya da merkeze gidersiniz. Ama Erzincan'la ilgili çok enteresan bir şey söylemem gerekiyor. Buradaki bizim aynı zamanda bu şehrin dokusunda şöyle bir güzellik var. Türkiye'ye modern olabilecek bir güzellik. Bu şehri yaklaşık olarak yüzde 30, otuz 33 alevi inançlı vatandaşımızdır. Türkiye'de beraber yaşama kültürünün en iyi olduğu ildir Erzincan. Bu çok değerlidir. Burada hiç kimse birbirini ötekileştirmez. Yani Erzincan'da öteki kavramı yoktur. Belediye başkanımızla bazen sözleri yazarsınız ama o sözler hayatınızda bir anlam ifade etmez. Mesela nasıl? Kürsüye çıkarız deriz ki biz kardeşiz. Deriz bunu. Ama hayatımızın hiçbir aşamasında kardeşlikle ilgili bir şey olmaz. Kardeş demek birbirini seven, şefkat eden, merhamet eden, birbirini kollayan, gözeten demektir. Mesela Bekir Bey'in sologanı şudur belediyemizin, kardeşliğin şehri. Gerçekten kardeşliğin şehridir burası. Yaşamsal olarak dem ve damarlarına girmiştir bu şehrin kardeşliğidir. Mesela Sünni biri Alev biriyle, Alev biri Sünni biriyle evlenir, ortaklık yapar. Kardeşlik hukuku var. Burada inanılmaz bir kardeşlik hukuku var. Türkiye'de türkü repertuarında Sivas'tan sonra Erzincan TRT'nin verilerine göre ikincidir.
BURADA İNANILMAZ BİR KÜLTÜR VAR
Beraber yaşama kültürü var. Ve bu kültür çok ciddi anlamda devam eder. Bizim şehrimiz aynı zamanda sekiz ilçemiz var biliyorsunuz. Mesela her ilçenin kendinin göre özelliği vardır ama birkaç şey söylemek isterim. Mesela entelektüel sohbet etmek isterseniz ya da mesela Kemaliye'deki bürokratlar diye bir kitap vardır 250 sayfa. Sadece ilçeden. Mesela genel müdürümüz de Kemaliye'dedir. Biz kendisini çok severiz gerçekten. Allah razı olsun. Allah her şehirden böyle değerli bürokratlar vatanına, milletine, değerlerine bağlı bürokratlar çıkarmayı nasip etsin. Mesela Kemaliye bu yönüyle temayüz etmiştir. Dünyanın en büyük ikinci kanyonu, karanlık kanyonu Kemaliye'dedir. UNESCO'nun koruma altında tuttuğu ilçelerden birisidir. Kemaliye'ye gittiğinizde gerçekten bir terapi merkezine gitmenize gerek yok. Yani iki gün orada kalırsanız bütün psikolojik problemlerden aranırsınız. Bak söylüyorum. Biz çok fazla Euro, dolar üzerinden de bunu yapmıyoruz. Evet. Kemaliye'yi mutlaka görmenizi isterim. Gerçekten hakikaten yani bakir alanlardan birisi orası. Muhteşem bir yer. Doğası, tabiatı. Ahmet Kutsi Tacer'in bizim orada Abçağ köyümüz var. Orayı mutlaka görmenizi isterim. Gerçekten çok güzel bir kültür merkezi yapılmış. Muhteşem bir yer orası.
Mesela biraz gelirsiniz. İşte bizim belediye başkanımızın olduğu üzümlü var. Mesela Avrupa'nın en güzel ilçelerinden birisidir. Oradaki insanlar da ticaretleriyle mahirdir. Ben bazen belediye başkanımıza derim. Sizin Üzümlülerin soyu Kayseri'de ya da Kayseriler Üzümlü’den gitmiş olabilir. Böyle bir şey var. Mesela böyle Türkiye'nin bütün coğrafyasından gelen insanları görmek istediğiniz bir yer görmek isterseniz Çayırlı'ya gidebilirsiniz. Mesela beyefendi görmek isterseniz ya bu Selçuklular, Osmanlılar nasıl bir beyefendiydi, misafirperverlikleri nasıldı diye merak ederseniz Kemah’a gitmek istersiniz. Bizim en büyük ilçemiz Tercan, en küçük ilçemiz Otlukbeli. Her şehrin insan gibi güçlü ve zayıf yönleri vardır.”dedi.