SUÇ İŞLEMEK MAKSADIYLA ÖRGÜT KURMAK...!

Peygamber asasıyla defnedilen Sahabe kimdir?

: من بدل دينه فاقتلوه

Mürtedin öldürülmesi konusunda ileri geri çok söz edilmiştir. Bu konuda google dünyasında da ciddi bir bilgi kirliliği bulunmaktadır. Dininden dönen mi öldürülür yoksa dininden dönüp örgüt kuran mı öldürülür. Fesadını eylem ve aksiyona döndüren mi öldürülür. Bu bağlamda bireysel ve örgütlü suç ayrımı önem arz eder. Önceleri Müslüman olduğu iddia edilen, kıblenin tahviliyle mürted olan, Medine site devletine baş kaldıran biri için Peygamberimizin lokal söylediği bir rivayetten yola çıkılarak, bağlamından koparılmış bazı klasik eserlerde pek çok aşırılıklar bulunmaktadır. Kur’an’da dininden dönenin öldürülmesi konusunda bir ayet bulunmamaktadır. Anayasal mahiyetli bir normun üzerine, ondan daha ağır bir norm getirilmesiya siyaseten ya da suçun örgütsel boyutuyla ilgili olsa gerektir.

Mürted konusu bağlamından taşırılmış, Hıristiyan dünyasında kanlı üç yüz yıl savaşlarının çıkmasına imkân verilmiştir. Herkes tanrı adına konuştuğundan farklı içtihatlar, dini değiştirmek olarak algılanmıştır. Bu müzmin hastalık maalesef İslam dünyasına da kısmen de olsa hâkim olmuştur. Konu oldukça hassasiyet arz ettiği, nasların erk ayrımı hususunda metodolojik bir hata yapıldığı sanılmaktadır. Konunun bu bağlamına dikkat çekilerektarihten bir olayı takdirlerinize sunmak isterim.

Yembu ile Yesrib arasında bir çölde oturuyordu. Peygamber (sav) biat etmişti. Humma hastalığına yakalandığı için Bedir’e katılamamıştı. Diğer bütün savaşlara katılmıştı. O Peygamberimizin özel, gizli ve tehlikeli görevleriyle tanınırdı. Hz. Peygamber bazı faaliyetleri ve fesatları kaynağında yok etmek isterdi. Bu işi kendisine vermiş idi.

Fesatçılardan biri de Ebu Râfi idi. Ebu Rafı’nın öldürülmesinde ona vermiş idi. Bununla birlikte üç arkadaşını daha görevlendirmişti. Medine site devletini yıkmak için Medine’nin dış sokaklarında örgütlenen biri vardı. Bu Kâbe’nin tahvilinden sonra Müslümanlıktan dönen biri idi. Medine üzerine yürümek maksadıyla asker topluyordu. Dininden dönüp suç örgütlü kuran azılı müşrik Halit b Süfyan b Nüdeyhi’nin öldürülmesini de ona görev olarak vermişti. Dininden döneni öldürün şeklindeki rivayet bunun üzerine varid olduğu iddia edilmiştir. Halit bin Süfyan’ın bir Yahudi olduğu rivayetleri de bulunmaktadır. O’na fesatçıyı şöyle tanıtmıştı:

Onu ilk gördüğünde sende bir ürperti ve korku meydana gelir dedi. O ben Allah ve Resulünden başka hiç kimseden korkmam dedi. Hz Peygamber bu işaret senin düşmanını tanıman için bir işaret olsun dedim. O Sahabe görevinin tehlikesini bilerek kılıcını kuşandı ve nokta görev için harekete geçti. O fesatçı ile karşılaşırsa Rasulüllah’ın aleyhinde konuşmak için ondan izin istedi. Peygamberimiz ona izin de verdi.

O fesatçı ile Urena (Urne) vadisinde karşılaştı. Peygamberimizin tarif ettiği insanı uzaktan gördü. Kalabalık insanlar etrafında vardı. Peygamberin tarif ettiği insan olsa olsa budur dedi. Onunla tanışıp arkadaş oldu. Arkadaş olduktan sonra Peygamberimizi öldürmek istediği söyledi. Düşmanımın düşmanı dostumdur kabilinden Halit b. Süfyan onu çok sevdi. Ondan böylece emin oldu.

Halit b. Süfyan onu misafir etti. Aynı çatırda gecelediler. Namazını bile ima ile kıldı. Oysa farz namazı gücü olanın ayakta kılması farzdı. O namazını bile ima ile kıldı. Resulünü inkâr zahiren küfürdü. O zahirde Resulünü de inkâr etti. O da yetmedi onu öldürmek istediğini de söyledi. İzlediği sosyal siyasetin önemi dikkat çekicidir. Medine site devletinin geleceği açısından bu bir maslahattır. Bugün bile vatanın birliği ve beraberliği için terörle mücadeleler, bu kapsamda değerlendirilebilir.

Halit b. Süfyanla aynı çadırda gecelediler. O kılıcıyla Halit b. Süfyan en-Nüdeyhi’yi öldürdü. Çadırından kaçarak yollara düştü. Gündüz saklanıp gece hareket etti. On altıncı gün Medine’ye geldi. Rasulüllah onu Tahsin ve taltif ile yad etti. Rasulullah ona kendi asasına hediye etti.  Asa müminin alameti Enbiyaların sünnetidir dedi. Bu asayı iyi sakla, kıyamette ikimiz arasında bir işaret olacaktır buyurdu.

Kıyamette yaslanıp dayanacak bir çubuk bulacak çok az kimse vardır. Umarım cennette sen de buna dayanırsın diyerek onu cennetle müjdeledi. O öldüğü zaman Peygamberimiz asasını kefeninin arasına koydurttu ve öylece defnetti. Allah ondan razı olsun. Bu yüce Sahabenin adını mı merak ediyorsunuz? Merak edilmeyecek sahabe değil ki. Bugünle kıyaslayacak olursak adeta Milli İstihbarat Teşkilatının ilk dönemlerdeki uygulamasını anımsatmaktadır. Çoğu kez “Dininden döneni öldürün” hadisi bağlamında koparılmıştır.(Buhârî, Cihad, 149) Suç örgütü kurma ve örgütlü suç ayrımı yapılmadan yorumlanmıştır. Peygamberimiz döneminin adeta MİT başkanı olarak nokta görevler üstlenen bu Sahabenin adı Abdullah bin Üneys el Cüheni’dir. Saygılarımla. Prof Dr Hadi Sağlam

Muhabir: Mehmet Yaşar Çiçek