GURBETİN EĞİTTİĞİ GENÇ YİĞİTLER.!(GURBET KUŞLARI)

Sevenlerin günahı gurbet midir bilemiyorum?

 Bugün vatan içinde gurbeti yaşıyoruz galiba. Gurbete de, hasrete de, bir çare bulamadık. Analar hep gurbet doğurdu. Öyle ki ömrümüz hep gurbette geçiyor. Her şeye bir çözüm bulduk amma gurbete bir çözüm bulamadık. Desene derman arar iken, derde gark olduk. Yıllarca gurbet yollarında kaldık. Yine de ne İsa’ya ne de Musa’ya yaranamadık.

Gurbette el dediler, ele el vermediler. Memlekette bul dediler, gidene yol vermediler. Ayrılık ve hasretle, ahiretin Arasat’ını, gurbette yaşattılar. Ezilmiş, sürünmüş, gurbet çocukları. Gurbet yolcuları size selam olsun. Hayat size uzak olsa da onurludur gurbet çocukları. Sevdiğine değil, sevmediğine zorlayan bir sistemi, yetkililer hiç görmediler, hiç duymadılar. Sevmediğin evlilik, sevmediğin meslek de gurbette kalmaktır bunu bilesiniz.

GURBETİN EĞİTTİĞİ GENÇ YİĞİTLER.! (GURBET KUŞLARI)

Sevenlerin günahı gurbet midir bilemiyorum?

Yavrularımız büyüdü, üniversiteler kazandılar. Onları farklı illere gurbete verdik. Onlar, gurbette anasız, babasız bin bir dertle büyüdüler. Okulları, fakülteleri bitirdiler. Yetkililer, yine de gurbete bir çare bulamadılar. Gurbette, kız çocuklarını, bin bir derde düşürdüler. Tercihi anne, babasının yanı olsa bile, kendi ilindeki okullara gidemediler. Gurbeti onlara adeta farz kıldılar. Gurbet çocukları ya para ya da geçim için hicreti farz bildiler. Gurbet yolcularına, paran var mi pulun var mi soranımız hiç olmadı.

Kendini zor geçindiren ailelerin derdi bir iken, bin beş yüz oldu. Ne duyan, ne bilen, ne de proje üreten oldu. Her ile bir üniversite açtık amma isteyene kendi ilinde okuma imkânı veremediler. Ayrılıklarla, hasretlerle fani dünyayı geçirdiler. Ama herkes vekilim, kefilim dese de kendileri için kutlu bir yolculuk yaptılar. Gurbeti, başka diyarlara, başka baharlara havale ettiler. Vatanımızda gurbet piyasası, gurbet borsası kurdular. Bizleri hep deplasman oyuncusu yaptılar.

Karın tokluğuna kendimizi ve çocuklarımızı gurbete verdik. Ne anamıza, ne de babamıza bir faydamız dokunamadı. Anamız da babamız da gurbetteyken öldüler. Desene asıl gurbete gittiler. Onlara bile vatanında gurbeti yaşattılar. Sonunda onlar da uzaklara, dönülmez gurbetlere vardılar.

Evlilikte esas olan nedir? Haklılık mı? Mutluluk mu?    Evlilikte esas olan nedir? Haklılık mı? Mutluluk mu?  

Bizler, gurbete uyum sağlayayım derken memleketi de unuttuk. Gurbetteki aşiret ve kabilelerin oyuncağı olduk. Menfaat piyasasının dalgaları kıyılarımıza vurdukça vurdu. Gölgesine sığınacak bir çınar da bulamadık. Kim anlar seni...! Kim duyar...!Kim bilir...!

Otuz senedir milletvekilleri dertlerimize derman için giderler. Gidenler de hep gurbete giderler. Bak yine de akşam oldu. Duygulara bahar yağmurlarının yağmasını bekliyoruz. Ayrılıklara yenik düsen vicdanlara güneşin doğmasını bekliyoruz. Hasretlere rüzgâr olan baharların gelmesini bekliyoruz. Yorgun düşmüş umutların yollarını bekliyoruz. Öyle ki bizi dost bildiklerimiz vurdular. Yarı yarenden, babayı evlatta ayırdılar. Bizleri vatanımızda hasret bıraktılar. Seven yürekleri cehenneme attılar. Desene derman arar iken, derde gark oldum. Ağlama gözlerim, Mevla’m kerimdir. Saygılarımla. Prof Dr Hadi Sağlam