Erzincan

Erzincan’dan Bosna’ya Gönül Köprüsü: "İki Coğrafya, Tek Ruh"

TYB Erzincan Şubesi’nin bu haftaki konuğu olan Gazeteci-Yazar Halil İbrahim Özdemir, "Bosna İzlenimleri" sunumuyla Balkanlar’ın kalbine yolculuğa götürdü.

Abone Ol

Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Erzincan Şubesi tarafından her hafta düzenlenen kültürel etkinlikler kapsamında bu hafta, Bosna-Hersek’in derinliklerine yeni bir pencere açıldı. Şube Başkanı Halil İbrahim Özdemir, gerçekleştirdiği Bosna ziyareti sonrası derlediği notları ve özel fotoğraf karelerinin de paylaşıldığı sunumunda; iklimden ticarete, tarihten sosyal hayata kadar çarpıcı tespitlerde bulundu. Ayrıca Özdemir, Erzincan ile Bosna arasındaki şaşırtıcı benzerlikleri ve kopmayan tarihi bağları gözler önüne serdi.

Özdemir’in hazırladığı "Bosna İzlenimleri" çalışması, Adriyatik kıyısından iç kesimlere uzanan bu Balkan ülkesinin ekonomik, tarihi ve sosyal yapısına ışık tutuyor. Kuzeybatı ve güneyde Hırvatistan, doğuda Sırbistan ve güneydoğuda Karadağ ile çevrili olan Bosna Hersek, Adriyatik Denizi’ne kıyısı olmasına rağmen bir limana sahip değil.

İklimi Sert, İnsanı Mert: Erzincan ve Bosna Benzerliği

Sunumda en dikkat çekici noktalardan biri, Erzincan ile Bosna arasındaki iklimsel ve coğrafi benzerlik oldu. Özdemir, Bosna’nın dağlık yapısı ve kış aylarındaki sert ikliminin yanında bağlık ve bahçeliği ile ilgili Erzincan’ı anımsattığını belirterek, “Başkent Saraybosna’nın iklimi, Erzincan ile benzerlik gösteriyor; Erzincan’da yetişen her türlü meyve ve sebze bu topraklarda da kendine yer buluyor. Tarım ve turizme dayalı bir ekonomiye sahip olan ülkede üzüm ve bağcılık ön plana çıkıyor. Pazar tezgahlarında Türkiye’ye ait pek çok marka görülse de, marketlerde Türk çayına rastlamak alışkanlık farkları nedeniyle pek kolay olmuyor.

Ekonomik veriler, 1992-1996 yılları arasındaki iç savaş döneminde durma noktasına gelen üretimin 1996’dan itibaren yeniden yükselişe geçtiğini gösteriyor. Ülkenin para birimi olan Bosna Markı (BAM), Euro’ya sabitlenmiş bir kura sahip.” Dedi.

Tarihin Dönüm Noktaları ve Osmanlı Mirası

Bosna-Hersek’in her köşesinde yükselen Osmanlı eserlerinin sadece birer taş yapı olmadığını vurgulayan Özdemir, bu eserlerin ortak bir hafızanın bekçileri olduğunu ifade etti:

Özdemir, “Bosna’nın kimliği, 1463 yılında Osmanlı hakimiyetine girmesi ve İslamiyet ile tanışmasıyla şekillendi. 1878’de Osmanlı’dan ayrılan ülke; Avusturya-Macaristan ve Yugoslavya dönemlerinin ardından 1992-1995 yılları arasındaki savaş sonrası bağımsızlığını kazandı.

Şehirlerin mimari dokusunda 16. yüzyılda Bosna Beylerbeyliği yapan Gazi Hüsrev Bey’in etkisi büyük. Gazi Hüsrev Camii, medreseler, imaretler ve Bedesten gibi eserler bugün hala Saraybosna’nın en önemli tarihi şahsiyetlerinden biri olan Hüsrev Bey’in kalıcı katkıları olarak duruyor. Ayrıca 1. Dünya Savaşı’nın fitilini ateşleyen Arşidük Franz Ferdinand suikastının gerçekleştiği Latin Köprüsü de şehrin tarihi hafızasında yerini koruyor.” Dedi.

BOSNA MOSTAR KÖPRÜSÜ (FOTOĞRAF H. İBRAHİM ÖZDEMİR)

· Mostar’dan Başçarşı’ya: Osmanlı’nın estetik anlayışının ve hoşgörüsünün Balkanlar’daki en somut kanıtları.

BOSNA BAŞÇARŞI SU SEBİLİ (FOTOĞRAF H. İBRAHİM ÖZDEMİR)

· Kritik Eşikler: Bosna’nın geçirdiği zorlu savaş yılları ve sonrasında Aliya İzzetbegoviç önderliğinde küllerinden doğuş hikayesi, tarihin dönüm noktaları olarak ele alındı.

BOSNA MOSTAR ALPERENLER TEKKESİ (FOTOĞRAF H. İBRAHİM ÖZDEMİR)

Ticari Bağlar ve Dini Hayat

Özdemir, Türkiye ile Bosna-Hersek arasındaki mevcut ticari ilişkilerin sadece rakamlardan ibaret olmadığını, bu bağların kültürel bir güvene dayandığını belirtti. Sosyal geleneklerdeki benzerliklerin ticaretine de olumlu yansıdığını vurgulayan yazar; dini hayatın saflığı ve Osmanlı’dan kalan geleneklerin (bayramlaşma, misafirperverlik, vakıf kültürü) Bosna sokaklarında hala ilk günkü gibi yaşadığını katılımcılara aktardı.

Özdemir, “Bosna Hersek’te dini hayat oldukça canlı bir yapı sergiliyor. Vakit namazlarında ve Ramazan ayında camiler yoğun bir cemaati ağırlıyor. Sovyet döneminde bile varlığını sürdüren tarikatlar ve zikir gelenekleri bugün de devam ediyor.”

"Ecdat Mirasına Sahip Çıkmalıyız" Savaşın Silinmeyen İzleri!

Sunumun sonunda katılımcıların sorularını yanıtlayan Halil İbrahim Özdemir, bu tür ziyaretlerin ve anlatımların, genç nesillerin "Gönül Coğrafyamız" kavramını anlaması açısından kritik olduğunu söyledi. Görsellerle desteklenen program, Erzincanlı tarihi kültür ve edebiyatseverler tarafından ilgiyle takip edildi.

Özdemir, “Şehir merkezlerinde binalardaki kurşun izleri ve korunan kan izleri, yakın tarihin acılarını hatırlatmaya devam ediyor. Soykırım müzesi ve Aliya İzzet Begoviç’in mezarı, bağımsızlık mücadelesinin ve yaşanan trajedilerin sembol noktaları olarak ziyaretçileri karşılıyor.

Türk vatandaşlarının pasaport ile vizesiz giriş yapabildiği Bosna Hersek, hem Osmanlı mirasıyla hem de savaş sonrası küllerinden doğan modern yüzüyle dikkat çekiyor.” Dedi.