Türkiye’de çocukların sosyal medya kullanımıyla ilgili uzun süredir devam eden tartışmalar, somut bir yasal adım aşamasına geldi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, 15 yaş altındaki çocukların sosyal medya kullanımını sınırlandırmayı öngören düzenlemeyi ay sonuna kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunmaya hazırlanıyor. Düzenleme, Avustralya’da uygulamaya giren “sosyal medyada yaş sınırı” modelinin ardından, Türkiye’de de dijital güvenlik ve çocuk gelişimi ekseninde yeni bir dönemin kapısını aralıyor.
Uzmanlara göre bu adım, yalnızca bir yasaklama girişimi değil; algoritmaların çocuk psikolojisi üzerindeki etkilerinin artık devlet politikaları düzeyinde ele alındığının da göstergesi. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Duygu Temel, sosyal medya platformlarının yaklaşık 20 yıldır hayatımızda olduğunu ve çocuklar üzerindeki etkilerinin artık bilimsel verilerle net biçimde ortaya konduğunu belirtiyor.
Algoritmaların kullanıcıları benzer ve giderek daha uç içeriklere yönlendirdiğine dikkat çeken Temel, bu yapının çocuklar açısından ciddi riskler barındırdığını vurguluyor. Özellikle beden algısı, kimlik gelişimi ve ruh sağlığı üzerinde etkili olan içeriklerin, algoritmik öneriler yoluyla yoğun biçimde karşılarına çıktığını ifade eden Temel’e göre, 15 yaş altına yönelik bir sınırlama çocukları dijital ortamların en problemli yönlerinden korumaya yönelik önleyici bir tedbir olarak değerlendirilebilir.
Ancak uzmanlar, yaş sınırının tek başına yeterli olmayacağı konusunda da hemfikir. Sosyal medyanın çocuklar için yalnızca risk değil, aynı zamanda sosyalleşme ve kendini ifade etme alanı olduğuna işaret eden Temel, düzenlemenin dijital medya okuryazarlığı politikalarıyla birlikte ele alınması gerektiğini belirtiyor. Aksi hâlde çocukların sosyal medyadan tamamen kopmak yerine oyun platformları, mesajlaşma uygulamaları ve video içeriklerine yönelerek “dijital göç” yaşayabileceği öngörülüyor.
Avustralya örneği ise bu tartışmaların küresel ölçekte hız kazandığını gösteriyor. Avustralya’da 10 Aralık 2025 itibarıyla 16 yaş altındaki çocukların sosyal medya hesaplarının engellenmesini zorunlu kılan yasa kapsamında, Meta başta olmak üzere 10 büyük platform yaş doğrulama yükümlülüğü altına alındı. Bu düzenleme, çocukların çevrimiçi güvenliğini bireysel ebeveyn denetiminden çıkararak platformlara ve kamu otoritesine taşıması açısından dikkat çekiyor.
Türkiye’de gündeme gelen düzenleme de benzer şekilde, çocukların dijital dünyadaki güvenliğini sistemsel bir yaklaşımla ele almayı hedefliyor. Uzmanlar, yaş sınırının doğru rehberlik ve eğitim politikalarıyla desteklenmesi hâlinde, çocukların sosyal medya ile daha geç ve daha bilinçli tanışmasının mümkün olabileceğini vurguluyor.





