Erzincan denilince akla gelen en büyük kültürel marka olan bakır işlemeciliği, tarihinin en sessiz dönemini yaşıyor. Binlerce yıl önce Urartu krallığının Atina pazarlarındaki en gözde malı olan, Paris ve Viyana fuarlarında dünyayı kendine hayran bırakan Erzincan bakırı, şimdilerde sadece birkaç ustanın omuzlarında hayatta kalmaya çalışıyor.
Urartu'nun Mirası, Paris'in Gözdesiydi
Altıntepe kazılarından elde edilen veriler, Erzincan’da bakırın tarihinin ne kadar derin olduğunu kanıtlıyor. Urartu döneminde üretilen bakır eserler, o dönemin dünya ticaret merkezi olan Atina’da "aranan mal" statüsündeydi. Bu ün, yüzyıllar boyu sönmedi; Osmanlı döneminde ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında Erzincan’dan ülke dışına giden bakır eşyalar devasa miktarlara ulaştı. Erzincan bakırı, Philadephia’dan Viyana’ya kadar uluslararası her platformda şehrin gururu oldu.

Dövme Bakırdan Süs Eşyasına: Büyük Dönüşüm
Eskiden mutfakların vazgeçilmezi olan; kazanlar, ibrikler ve leğenlerle hayatın merkezinde olan "dövme bakırcılık", alüminyum ve plastiğin hayatımıza girmesiyle kabuk değiştirdi. Bugün o devasa mutfak gereçlerinin yerini; lale, narçiçeği ve selvi motifleriyle süslenmiş semaverler, biblolar ve vazolar aldı. Bakır artık bir mutfak ihtiyacı değil, bir sanat eseri ve süs eşyası olarak rafları süslüyor.
Acı Tablo: %90’lık İhracat Kayboldu
Erzincan bakırı bir dönem üretiminin %90’ını ABD, İtalya, Japonya ve Fransa gibi dev ülkelere ihraç ediyordu. Ancak sanat değerinin düşmesi ve seri üretime yenik düşülmesiyle bu pazarlar tek tek kapandı.

Bugünkü Durum:
-
Faaliyet Alanı: Ağırlıklı olarak Dörtyol Yer Altı Çarşısı.
-
Mağaza Sayısı: Sadece 8-10 adet turistik mağaza kaldı.
-
Usta Sayısı: Mesleği sürdüren toplam işçi sayısı 40-50 civarına geriledi.
-
Atölye Durumu: Tam kapasite çalışamayan sadece 3 atölye direniyor.
"Kendi Sanatımıza Değer Vermedik"
Sektörün bugün yaşadığı zararın en büyük nedeni talep azalması olsa da, bir diğer neden de özeleştiri gerektiriyor: Sanata yeterince sahip çıkılamaması. Bugün Erzincan bakırı, sadece birkaç işletmecinin sabrı ve üstün gayretiyle ayakta duruyor. Eğer gerekli adımlar atılmazsa, Urartu'dan miras kalan bu çekiç sesleri yakında tamamen susabilir.






