Özellikle Azzi/Hayaşa coğrafyasına ilişkin çalışmalarda dağ, ırmak, kaya ve su kaynaklarının mitolojik ve kültürel anlamlar kazandığı aktarılırken, Erzincan çevresindeki Anahita kültü ve Eriza/Akilisene bağlantısı bölgenin antik inanç tarihinin dikkat çekici unsurları arasında gösteriliyor.
Erzincan’ın tarihi denildiğinde akla çoğunlukla devletler, savaşlar, hükümdarlar ve şehirleşme süreçleri geliyor. Ancak Yukarı Fırat Havzası’nın binlerce yıllık geçmişine ilişkin araştırmalar, bu coğrafyanın aynı zamanda insanların doğayı anlamlandırdığı, kutsal kabul ettiği ve çevresindeki unsurlara sembolik anlamlar yüklediği bir inanç dünyasına da ev sahipliği yaptığını gösteriyor.
Erzincan Valiliği ve Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi tarafından hazırlanan “Cumhuriyetin 100. Yılında Erzincan” külliyatının İslamiyet öncesi Yukarı Fırat Havzası'nın dinî tarihine ayrılan bölümlerinde Hayaşa coğrafyasının dinî geçmişi; tanrılar, tapınaklar, kültler, Hristiyanlığın yayılışı ve sonraki dinî dönüşümler üzerinden ele alınıyor. Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi kayıtlarında da Tahir Erdoğan Şahin’in Hayaşa Bölgesi Tarihi adlı iki ciltlik çalışmasının ilk cildinde Hurriler, Hayaşa, Urartular, Medler, Persler ve diğer dönemlerin bölgeleri, kentleri, halkları, tanrıları ve tapınaklarının incelendiği görülüyor.
Dağlar ve ırmaklar yalnızca coğrafya değildi
Erzincan ve çevresinin eski inanç dünyasına ilişkin çalışmalarda dikkat çeken noktalardan biri, doğal çevrenin kültürel ve dinî anlamlarla ilişkilendirilmesi.
Tahir Erdoğan Şahin’in Azzi/Hayaşa üzerine çalışmalarında, bölgedeki dağlardan ırmaklara, vadilerden kaya oluşumlarına kadar çeşitli doğal unsurların yalnızca coğrafi özellikler olarak değil, mitolojik ve sembolik anlamlar taşıyan unsurlar olarak değerlendirildiği görülüyor. Bu yaklaşımda özellikle Fırat Nehri'nin eski adlandırmalarından biri olarak verilen Mala dikkat çekiyor.
Bu anlatı, Yukarı Fırat coğrafyasındaki inanç dünyasının insan ile çevre arasındaki ilişki üzerinden okunabileceğini gösteriyor.
Ancak burada önemli bir bilimsel ayrım bulunuyor: Bu tür anlatımların bir bölümü doğrudan arkeolojik bulgulara dayanırken, bir bölümü mitolojik metinler, sonraki dönem kaynakları ve tarihî coğrafya yorumlarının birlikte değerlendirilmesine dayanıyor. Dolayısıyla bugün “Erzincan’daki bütün dağlar ve ırmaklar kutsaldı” şeklinde kesin bir tarihsel hüküm vermek yerine, doğal unsurların bazı kült ve mitolojik anlatılarda özel anlamlar kazandığını söylemek daha doğru.
Fırat'ın eski inanç dünyasındaki yeri
Bu çerçevede Fırat Nehri ayrı bir önem taşıyor.
Azzi/Hayaşa üzerine yapılan çalışmalarda Fırat'ın eski adlarından biri olarak Mala ismi kullanılıyor ve nehir, bölgenin mitolojik tasavvurunda önemli bir unsur olarak ele alınıyor. Aynı çalışmalarda su kaynakları, pınarlar ve akarsuların çeşitli kültlerle ilişkilendirildiği aktarılıyor.
Bu durumun en dikkat çekici örneklerinden biri Anahita kültü.
Akademik araştırmalarda Anahita, özellikle su, bereket ve arınma ile ilişkilendirilen İranî bir tanrıça olarak ele alınıyor. Erzincan çevresi ise Anahita kültünün Anadolu'daki önemli merkezlerinden biri olarak gösteriliyor. Erzincan Üniversitesi tarafından yayımlanan Uluslararası Erzincan Sempozyumu bildirilerinde, Erzincan/Erez yakınlarında bulunduğu düşünülen Akilisene'de Anahit'e adanmış önemli bir tapınaktan söz ediliyor. Aynı kaynakta Strabon'un Akilisene'deki Anahit tapınağını Armenia bölgesindeki önemli tapınaklardan biri olarak aktardığı belirtiliyor.
Daha sonraki akademik çalışmalarda da Anahita kültünün Anadolu ve Kafkasya'ya yayıldığı, Erzincan'ın bu kültün önemli merkezlerinden biri olduğu ifade ediliyor.
Erzincan'ın antik adıyla inanç dünyası arasındaki bağlantı
Erzincan'ın eski adları da bu tarihî arka planın önemli bir parçasını oluşturuyor.
Erzincan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi'nde yayımlanan Ruhi Kara'nın çalışmasına göre şehir tarih boyunca Eriza, Aziris, Erez, Erzng, Erznga, Arıngam, Arsingan ve Erzingan gibi farklı adlarla anıldı.
Başka bir akademik çalışmada ise Eriza/Yeriza adı ile Anahit kültü arasında bağlantı kurulduğu; Erez'in Anahit tapınağıyla ilişkilendirildiği aktarılıyor.
Bu noktada tarihî kaynakların ve modern araştırmaların yorumlarını birbirinden ayırmak gerekiyor. Eriza'nın Anahit kült merkeziyle bağlantısı akademik literatürde yer alırken, bu bağlantının ayrıntıları konusunda araştırmacıların dayandıkları kaynaklar ve yorum yöntemleri farklılaşabiliyor.
Aynı coğrafyada farklı inançlar
Erzincan'ın kadim inanç tarihini ilginç hale getiren bir başka unsur ise tek bir dinî sistemin varlığından söz edilememesi.
Tahir Erdoğan Şahin'in Hayaşa bölgesi üzerine çalışmaları, coğrafyada farklı dönemlerde Hurri, Urartu, İranî ve Hristiyan unsurların bulunduğunu; çeşitli tanrı ve kültlerin zaman içerisinde bölgeye ulaştığını veya mevcut kültlerle etkileşime girdiğini savunuyor.
Akademik literatürde Azzi/Hayaša'nın kesin coğrafi sınırları konusunda ise farklı görüşler bulunuyor. Örneğin Serkan Demirel, Hitit çivi yazılı belgelerine dayanarak Azzi-Hayaša'nın Doğu Anadolu'da, Erzurum ile Van Gölü arasındaki bölgede lokalize edilmesinin daha uygun olabileceğini savunuyor. Bu nedenle Erzincan merkezli tarih anlatılarındaki Azzi/Hayaşa sınırlarını kesin ve tartışmasız bir harita olarak değerlendirmek doğru olmaz.
Buna karşılık Erzincan ve çevresine ilişkin saha araştırmaları, bölgenin tarihî, coğrafi ve kültürel açıdan belirli bir bütünlük gösterdiğini; yüzyıllar boyunca farklı inanç ve düşüncelerin bu coğrafyada iz bıraktığını ortaya koyuyor.
İnançların izleri günümüze kadar geldi mi?
Erzincan'ın inanç tarihi yalnızca antik dönemle sınırlı da değil.
Kader Altın'ın Erzincan üzerine yaptığı saha araştırmasında, kent ve köylerdeki bazı Alevi-Bektaşi ritüelleri ile Şamanizm arasında benzerlikler ve farklılıklar inceleniyor. Araştırmacı, verilerin Erzincan'daki gözlem ve mülakatlardan elde edildiğini ve bazı kültürel unsurların halk inançlarında yaşamaya devam ettiğini belirtiyor.
Bu durum, Erzincan'ın inanç tarihinin yalnızca “antik çağda neye inanılıyordu?” sorusuyla sınırlı olmadığını gösteriyor. Asıl dikkat çekici konu, doğa, kültür, ritüel ve toplumsal hafızanın farklı dönemlerde birbirini nasıl etkilediği.
Bugün Erzincan Ovası'na, Fırat'a, Munzur dağlarına, vadilere veya su kaynaklarına bakıldığında yalnızca doğal bir manzara görülüyor. Oysa bölgenin tarihî kaynakları ve akademik araştırmaları, geçmiş toplumların aynı coğrafyaya farklı anlamlar yüklediğini ortaya koyuyor.
Bu nedenle Erzincan'ın binlerce yıllık inanç haritası, yalnızca tapınakların bulunduğu yerleri gösteren bir harita değil; insanların dağları, suları, kayaları, şehirleri ve gökyüzünü nasıl anlamlandırdığını gösteren kültürel bir harita olarak da okunabilir.
Ve bu haritanın merkezinde, tarih boyunca farklı isimlerle anılan Eriza/Erzincan ve Yukarı Fırat Havzası bulunuyor.
Kaynaklar
- Tahir Erdoğan Şahin, Hayaşa Bölgesi Tarihi: Yukarı Ülke/Erzincan, Berikan Yayınevi, 2014. Türk Tarih Kurumu Kütüphane kataloğu eserin iki cilt olduğunu ve ilk cildin prehistorik dönemlerden Roma'ya kadar Hurriler, Hayaşa, Urartular, Medler, Persler, tanrılar ve tapınakları; ikinci cildin ise Roma'dan Türklere, Hristiyanlık ve Paulikienleri ele aldığını doğruluyor.
- Tahir Erdoğan Şahin & Gülay Sarıçimen, “Erzincan ve Çevresi Araştırmaları-1”, AKRA Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi, 9/23, 2021. Çalışma Azzi/Hayaşa coğrafyasını tarihî, kültürel ve arkeolojik veriler üzerinden inceliyor.
- Serkan Demirel, “A Contribution to Localization of Azzi-Hayaša Mentioned in Hittite Cuneiform Texts”, Archivum Anatolicum, 11/1, 2017, s. 97-110. Azzi-Hayaša'nın lokalizasyonu konusundaki farklı görüşleri ortaya koyuyor.
- Ruhi Kara, “Erzincan Adı Üzerine”, Erzincan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2016. Erzincan'ın tarih boyunca kullanılan adlarını inceliyor.
- Kader Altın, “Şamanizmin Anadoluya Yansıması: Erzincan İl Örneği”, Düşünce Dünyasında Türkiz, 6/34, 2022, s. 123-140. Erzincan'daki halk inançları üzerine saha araştırması.
- Uluslararası Erzincan Sempozyumu bildirileri, Anahita/Anahit kültü ve Akilisene-Erzincan bağlantısı üzerine değerlendirmeler.





