Üniversite tercihleri, yalnızca bir bölüm ya da şehir seçimi değildir. Her tercih listesi, bir evladın çocukluğuna veda ettiği; bir annenin gözyaşını içine akıttığı, bir babanın sessizce yüreğine taş bastığı gurbet fermanıdır. Binlerce aile, evlatlarını ilim uğruna kilometrelerce öteye uğurlarken, geride özlemle bekleyen sofralar, sessiz odalar ve duayla geçen geceler bırakmaktadır.
Kendi şehirlerinde eğitim görme imkânı bulunduğu hâlde gençlerimizin, özellikle de kız evlatlarımızın, maddi imkânsızlıklar, barınma sıkıntıları ve güvenlik endişeleriyle uzak diyarlara gitmek zorunda kalması; sadece onların değil, anne ve babalarının da omuzlarına ağır bir hasret ve geçim yükü yüklemektedir. Her ile üniversite açmakla övünmek yetmez; önemli olan, gençlerimizi kendi şehirlerinde nitelikli eğitime, güvenli ortamlara ve aile sıcaklığından kopmadan geleceğe hazırlayabilmektir. Çünkü tercih listelerine sadece üniversiteler yazılmıyor; annelerin duaları, babaların alın teri, evlatların hayalleri ve binlerce ailenin gözyaşı da satır aralarına düşüyor. Evlatlarımız ilim yoluna çıkarken geride, her akşam pencereden yolunu gözleyen analar, telefona sarılmayı bekleyen babalar ve hasretle imtihan edilen yuvalar kalıyor. Belki de bugün hep birlikte yeniden sormamız gerekiyor: Gençlerimiz üniversiteyi mi tercih ediyor, yoksa mecbur bırakıldıkları gurbeti mi?
Üniversite sınav maratonu sona erdi. Şimdi ise binlerce gencimizin ve milyonlarca anne babanın yüreğini aynı heyecan sarıyor. Tercih zamanı… Yuvadan ilk kez kanat çırpan kuşlar gibi, evlatlarımız da hayallerinin peşinden gurbet yollarına düşüyor; onlar yeni bir hayata uçarken, analarının duası, babalarının sessiz gözyaşı ve çocukluklarının sıcak yuvası arkalarında kalıyor.
Kâğıt üzerinde birkaç satırdan ibaret görünen tercih listeleri, aslında nice hayatların yönünü belirleyen en önemli kararlardan biridir. Yazılan her şehir, her üniversite, her bölüm; bir gencin geleceğine açılan yeni bir kapıdır. Kimi zaman bir umut, kimi zaman bir hasret, kimi zaman da ömür boyu unutulmayacak hatıraların başlangıcıdır.
Bugün ülkemizin dört bir yanında valizler hazırlanıyor. Anneler, evlatlarının giysilerini katlarken gözyaşlarını içine akıtıyor. Babalar, güçlü görünmeye çalışıyor; fakat sessizce evladının ardından bakmanın hüznünü şimdiden yüreğinde hissediyor.
Çünkü evlat büyümüş, kanatlanmış ve artık yuvadan ayrılma vakti gelmiştir.
İşte bunun adı gurbettir…
Gurbet, sadece kilometrelerle ölçülen bir uzaklık değildir. Gurbet; annenin sofraya bir tabak eksik koymasıdır. Babanın her telefon sesinde heyecanla irkilmesidir. Kardeşlerin evde eksilen bir kahkahayı özlemesidir.
Evlat için ise gurbet; hastalandığında annesinin şefkatli elini araması, yorulduğunda babasının omzunu özlemesi, bayram sabahlarında çocukluğunu hatırlamasıdır.
Ne gariptir ki insan, bazen en çok kendi vatanında gurbeti yaşar.
Üniversite sadece ders görülen bir bina değildir. Üniversite; insanın kendisini yeniden keşfettiği, karakterini olgunlaştırdığı, dostluğu öğrendiği, yalnızlığı tattığı ve hayata hazırlanmayı öğrendiği büyük bir mekteptir.
Orada sadece meslek öğrenilmez.
Hayat öğrenilir…
Sabır öğrenilir…
Sorumluluk öğrenilir…
İnsan olmanın değeri öğrenilir.
Bugün tercih yapan gençlerimize en büyük tavsiyem şudur:
Tercihinizi yalnızca puanınıza göre değil, vicdanınıza, kabiliyetinize ve gönlünüze göre yapınız. İnsan istemediği bir şehirde yaşayabilir; fakat sevmediği bir mesleği ömür boyu taşımakta zorlanır.
En ağır gurbetlerden biri de insanın kendi hayatına yabancılaşmasıdır.
Onun için mesleğinizi sadece geçim kapısı olarak değil, aynı zamanda gönül kapısı olarak da görün.
Çünkü ömür çok uzun değildir; fakat yanlış bir tercih bazen yıllarca insanın omzunda ağır bir yük olarak kalabilir.
Kıymetli anne ve babalar…
Bugün çocuklarınızı uğurlarken sakın hüzne yenilmeyiniz. Sizler onları sadece bir şehre göndermiyorsunuz; bilgiye, olgunluğa ve hayata uğurluyorsunuz.
Belki ilk günler zor geçecek…
Odaları boş kalacak…
Sofralar sessizleşecek…
Bayramlarda eksiklik hissedilecek…
Ama bilin ki her dua, her özlem ve her hasret evladınızın yoluna düşen görünmez bir ışık olacaktır.
Sizin dualarınız onların en güçlü sermayesi olacaktır.
Sevgili gençler…
Nereye giderseniz gidin, kim olduğunuzu unutmayınız.
Anne ve babanızın emeklerini unutmayınız.
Sizi büyüten toprağı, mahallenizi, okulunuzu, öğretmenlerinizi ve çocukluğunuzu unutmayınız.
Bilgi insanı yükseltir; fakat ahlak onu yüceltir.
Diplomalar meslek kazandırır; güzel ahlak ise insana itibar kazandırır.
Gittiğiniz şehirlerde sadece başarılı bir öğrenci değil; güvenilen, sevilen, merhametli ve örnek bir insan olmaya çalışınız.
Çünkü gerçek başarı, yalnızca diploma almak değil; arkanızdan güzel dualar bırakabilmektir.
Bu ülkenin sizlere ihtiyacı var.
İlim sahibi gençlere…
Vicdan sahibi gençlere…
Merhamet sahibi gençlere…
Üreten, düşünen, araştıran ve milletine hizmet etmeyi görev bilen gençlere…
Bugün belki bir tren garında, bir otobüs terminalinde ya da bir havaalanında yeni bir yolculuk başlayacak.
Bir anne el sallayacak…
Bir baba sessizce gözlerini silecek…
Bir evlat, arkasına dönüp çocukluğunu son kez seyredecek…
Sonra umut dolu adımlarla geleceğine doğru yürüyecek.
İşte hayatın en güzel ve en anlamlı yolculuklarından biri budur.
Bu vesileyle üniversite yoluna çıkan bütün gençlerimizi gönülden tebrik ediyorum.
Rabbim yollarınızı açık eylesin.
İlminizi bereketlendirsin.
Kalbinizi doğruluktan ayırmasın.
Karşınıza güzel insanlar çıkarsın.
Hasretinizi sabırla, gurbetinizi umutla, emeklerinizi başarıyla taçlandırsın.
Kanatlarınız hiçbir zaman kırılmasın.
Gurbete ilimle gidin, hikmetle büyüyün, güzel ahlakla dönün.
Çünkü bu millet, sizlerin başarısıyla güçlenecek; sizlerin duasıyla huzur bulacak, sizlerin hizmetiyle yarınlara umutla yürüyecektir.
Yolunuz açık, bahtınız aydınlık, ömrünüz bereketli olsun.