İnsan, anne göğsüne tutunduğu andan son nefesine kadar güven arar; hayatın riskleri ise yalnız kendisini değil, desteğine ihtiyaç duyanları da kuşatır. Tedbir, kadere itiraz değil; aklın, imanın ve sorumluluğun gereğidir.

﴿ وَتَعَاوَنُوا عَلَى الْبِرِّ وَالتَّقْوَى ﴾ “İyilik ve takvâ hususunda yardımlaşın.” (el-Mâide 5/2’den)

KURUCU HÜKÜM | TEHLİKEDE İŞTİRAK, NİMETTE TAKSİMAT

Sosyal güvenlik, merhametin tesadüfî yardımını insan onurunun sürekli ve talep edilebilir teminatına dönüştürür. Tehlikenin kimi bulacağı belirsiz olabilir; korumanın hangi hakka ve hangi kuruma dayandığı belirsiz bırakılamaz.

İnsanın Yarınına Karşı Ortak Sorumluluk Manifestosu

MADDE 01 / İNSAN ONURU GÜVENCENİN KAYNAĞIDIR

Sosyal güvenlik, bağış beklemeye mahkûm bir iyilik alanı değil; insanın onurlu yaşama hakkının kurumsal karşılığıdır. Hastalık, yoksulluk veya güç kaybı kişiyi ihtiyaçlarının esaretine terk etmenin gerekçesi olamaz. Koruma, kişinin itibarına, yakınlığına ve siyasî yahut dinî bağlılığına göre dağıtılamaz. İhtiyaç sahibinin mahremiyeti korunur; yardım teşhire, hak minnete dönüştürülemez. Herkesin sosyal güvenlik hakkı, devletin tedbir alma ve teşkilat kurma ödeviyle birlikte güvence altındadır (Anayasa, md. 60).

MADDE 02 / RİSK ÖNGÖRÜYE VE HAZIRLIĞA DÖNÜŞTÜRÜLÜR

Meslekî riskler iş kazası ve meslek hastalığını; fizyolojik riskler hastalık, analık, malullük, yaşlılık ve ölümü; sosyoekonomik riskler işsizlik ve gelir güvencesizliğini kapsar. Afetler bu kayıpları topluca ağırlaştırabilir. Ölüm kesindir, zamanı belirsizdir; diğer risklerin gerçekleşmesi ve sonuçları kişiye göre değişir. Hukuk, riskin varlığını, zararını ve güvence ihtiyacını ayrı ayrı değerlendirir. Sağlığın korunması, bakım giderleri ve gelir kesintisi aynı hayatın birbirini tamamlayan güvence alanlarıdır.

MADDE 03 / TEDBİR TEVEKKÜLÜN SORUMLULUK ŞARTIDIR

Tehlike doğmadan önleme ve azaltma; doğduktan sonra etkili yardım, bakım ve giderim esastır. İş güvenliği, koruyucu sağlık, afet hazırlığı ve erken müdahale tazminattan önce gelir. Hz. Yûsuf’un bolluk yıllarında kıtlık için hazırlık yapması, öngörü ve biriktirmenin anlamını gösterir (Yûsuf 12/47–49). Bireysel tasarruf değerlidir; fakat risk yeterli birikim oluşmadan gerçekleşebilir. Bu sebeple kişisel tedbir, sigorta ve kamusal güvenceyle tamamlanır. Tevekkül ihmale, sabır önlenebilir zarara razı olmaya dönüştürülemez.

MADDE 04 / KUSUR ARANMAYAN SORUMLULUK İLE SOSYAL KORUMA AYRILIR

Kusursuz sorumluluk, kanunun belirlediği şartlarda kusur aranmadan tazmin yükümlülüğü doğurur; her zararın kendiliğinden herkese yüklenmesi değildir. Sosyal güvenlik ise belirli bir sorumlunun bulunmasına bağlı olmadan, kendi hak sahipliği şartları içinde sosyal risklere karşı koruma sağlar. Sigorta, kapsamına aldığı riskler için ödeme gücünü örgütler. Bu farklı yolların ortak amacı, ağır kaybın mağdur üzerinde karşılıksız kalmasını önlemektir. Sorumlunun hesap verme yükümlülüğü, dayanışma gerekçesiyle ortadan kaldırılamaz.

MADDE 05 / TEVHİD KARDEŞLİĞİ ORTAK SORUMLULUĞA TAŞIR

Tevhidin sosyal hayattaki karşılığı, ortak tehlike karşısında parçalanmamak; imkânı ve yükü hakkaniyetle paylaşmaktır. “Tehlikede iştirak, nimette taksimat” ilkesi, riskin yalnız güçsüze, refahın yalnız imtiyazlıya bırakılmasını reddeder. Katkı ödeme gücüyle, koruma ihtiyaç ve hukukî hak sahipliğiyle ilişkilendirilir. Kardeşlik, vicdandaki yakınlıktan kurumdaki güvenceye ulaşmalıdır. Bu sorumluluk yalnız aynı inancı paylaşanları kapsamaz; sosyal güvenlikte insanın temel koruma ihtiyacı aidiyet ayrımına tâbi tutulamaz.

II / TARİHSEL BİRİKİM • DEVLET • EMEK • GELİR GÜVENCESİ

KARDEŞLİĞİN KURUMSAL TEMİNATI

﴿ إِنَّ اللَّهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْإِحْسَانِ ﴾ “Şüphesiz Allah adaleti ve iyilik yapmayı emreder.” (en-Nahl 16/90’dan)

YÜRÜRLÜK HÜKMÜ | GÜVENCE VAATLE DEĞİL HAK VE KURUMLA KURULUR

Sosyal güvenlik bir amaç; sosyal sigorta, sosyal yardım ve sosyal hizmet bu amaca ulaşmanın birbirini tamamlayan araçlarıdır. Bireyin manevî güveni, toplumun maddî güvence kurma ödevini ortadan kaldırmaz. Hak açık, finansman yeterli, yönetim hesap verebilir olmalıdır. Çalışma gücü azalanın, geliri kesilenin ve desteği sona erenin hayatı, başkasının tesadüfî merhametine bırakılamaz.

MADDE 06 / TARİHSEL BİRİKİM ÇAĞDAŞ KURUMLARLA YAŞATILIR

Aile ve akraba dayanışması, âkile, vakıf, ahilik ve yardımlaşma sandıkları, risk karşısında ortak güç oluşturmanın farklı tarihsel biçimleridir. Âkile ile modern sigorta aynı kurum değildir; ağır malî yükü paylaşma bakımından işlevsel yakınlık taşırlar. Bu birikim tek ve kesintisiz bir gelişme çizgisine indirgenemez. Sanayileşme, ücretli çalışma ve kentleşme, geleneksel çevrelerin kapasitesini aşan yeni güvenceler gerektirmiştir. Korunacak olan eski biçimin kendisi değil, insanı kayıp karşısında yalnız bırakmayan sorumluluktur.

MADDE 07 / DEVLET KORUMAYI ERİŞİLEBİLİR VE SÜREKLİ KILAR

Devlet, sosyal güvenliği kurmak, düzenlemek ve denetlemekle yükümlüdür. Sosyal sigortalar primlerle; sosyal yardımlar ve hizmetler kamusal kaynaklar ve ilgili desteklerle güvenceyi tamamlar. Prim ödeme gücü bulunmaması, insanın temel korumadan dışlanmasına dönüşmemelidir. Çocukların, yaşlıların, engellilerin ve bakım ihtiyacı olanların erişimi ayrıca gözetilir. Özel sigorta ile gönüllü yardımlar kamusal sorumluluğun yerine geçirilemez. Başvuru, karar, itiraz ve ödeme süreçleri açık olmalı; gecikme yeni mağduriyet üretmemelidir.

MADDE 08 / EMEĞİN BUGÜNÜ KADAR YARINI DA KORUNUR

Ücret emeğin bugünkü karşılığı; sosyal güvence, hastalıkta, işsizlikte ve yaşlılıkta hayatın devamını sağlayan ortak teminattır. Kayıt dışı çalıştırma, eksik kazanç bildirimi ve prim yükümlülüğünden kaçınma, çalışanın gelecekteki haklarını zedeler. İşverenin ihmali çalışanın kaderi sayılamaz; etkili denetim ve hak arama yolları işletilir. Sigorta tazmin imkânı sağlar; iş sağlığı ve güvenliği ödevini kaldırmaz. Emek, yalnız üretim yapabildiği günlerde değerli kabul edilemez.

MADDE 09 / ÖLÜM DESTEĞE OLAN İHTİYACI SONA ERDİRMEZ

Ölüm, yalnız mevcut malvarlığını değil; gelir, bakım ve eğitim desteğinin geleceğini de etkiler. Ölenin elde etmesi beklenen bütün kazanç kendiliğinden mirasa dönüşmez. Destekten yoksun kalma tazminatı, şartları gerçekleştiğinde desteğini kaybedenin kendi hakkıdır; miras payından ayrıdır (TBK, md. 53). Ölüm aylığı, hayat sigortası ve tazminat farklı hak sahipliği kurallarına dayanır. Koruma bu araçların uyumuyla kurulur. Sorumlunun bilinmediği veya ödeme imkânının bulunmadığı durumlar için güvence açıklarını kapatacak mekanizmalar geliştirilmelidir.

MADDE 10 / HAK ÖDEV VE KUŞAKLAR ARASI ADALET BİRLİKTE KORUNUR

Kayıtlı çalışma, doğru bildirim, prim ödeme ve dürüst yönetim ortak güvencenin şartlarıdır. Risk havuzları bilimsel hesapla yönetilir; gelir ve yükümlülük dengesi şeffaf biçimde izlenir. Fonlar siyasî kazanç, kayırma veya kişisel çıkar için kullanılamaz. Bugünün hakkı geleceğin kuşaklarını taşıyamayacakları borca mahkûm ederek; malî denge de insanı temel korumadan yoksun bırakarak kurulamaz. Hak sahipliği ve teminat sınırları anlaşılır açıklanır; kaynak kullanımı bağımsız denetime ve kamusal hesaba açık tutulur.