Nafaka ihtiyacı, tazminat ispatlanmış zararı karşılar. Mehir ve mal rejimi ayrı haklardır. Bir hakkı diğerinin içine gizleme; hiçbir sorumluluğu gerekçesiz bırakma.
1 / 3 I / YENİ YASA İÇİN KURUCU HÜKÜMLER ADİL NAFAKANIN ANAYASASI
ٍن ﴾ ْح اسا ِ ْو تا ْسِري ٌح بِإ ا ِ ْم اسا ٌك بِ امعْ ُرو ٍف أ ِن فاإ اَل ُق امَّرتاا ﴿ الطَّ “Boşama iki defadır; sonrası ya iyilikle tutmak ya da güzellikle bırakmaktır.” — el-Bakara 2/229’dan
KURUCU HÜKÜM | AYRILIK EVLİLİĞİ BİTİRİR ADALETİN HÜKMÜNÜ BİTİREMEZ
Ayrılığa sebep olan kusur karşılıksız, evlilik uğruna verilen emek değersiz, yoksulluk sahipsiz, sorumluluk sınırsız bırakılamaz. Yeni nafaka hukuku; kusur, zarar, ihtiyaç, emek, ödeme gücü ve çocuğun hakkı üzerine kurulmalıdır. Kusurun doğurduğu zarar tazmin edilmeli, geçim açığı giderilmeli, her ödeme kendi hukukî sebebine bağlanmalıdır. Adil nafaka, taraflardan birinin zaferi değil, her iki tarafın ve çocuğun hakkının korunmasıdır.
YASAMA MANİFESTOSU | Kusur, ihtiyaç ve ihsan dengesinde düzenleme önerisi. Maddeler, kanun koyucuya yöneltilen tekliflerdir; yürürlükteki kanun metni değildir.
MADDE 01 / ÜST İLKE AYRILIKTA DA ADALETTİR
İnsan onuru, eşitlik, ölçülülük, zarar vermeme ve çocuğun üstün yararı yeni düzenlemenin anayasal çerçevesidir. Süre ve miktar bu ilkeleri gerçekleştiren yasal araçlardır. Hiçbir araç koruduğu hakkı ortadan kaldıramaz. İhtiyaç sahibi korumasız bırakılamayacağı gibi yükümlünün asgarî geçimi ve yeniden hayat kurma imkânı da yok sayılamaz. Mâruf, somut şartlarda makul ve adil ölçüyü; ihsan, ayrılıkta hakkı teslim etme sorumluluğunu ifade eder. Hukukî borç ile gönüllü iyilik ayrılır. Eşitlik, herkese aynı sonucu vermek değil, farklı sonucun haklı ve denetlenebilir gerekçesini göstermektir. MADDE 02 / HER MALÎ HAK KENDİ SEBEBİNE BAĞLANIR Evlilik nafakası, tedbir nafakası, iddet nafakası, boşanma sonrası geçim desteği ve çocuk nafakası tek bir borç değildir. Mehir, mal rejimi alacağı ve tazminat da bunlardan ayrıdır. Kanun; her hakkın doğumunu, hak sahibini, yükümlüsünü, hesabını ve sona erme sebeplerini ayrı düzenlemelidir. Önce “kim, kime, hangi sebeple ödeme yapacaktır?” sorusu cevaplanır. Ardından süre ve miktar belirlenir. Aynı karar içinde birden çok hak tanınabilir; bunların hesapları ayrı gösterilir. Toplam bir bedelin içine farklı borçları gizleyen yöntem, tarafların neyi ödediğini ve neyi tahsil ettiğini belirsizleştirir.
MADDE 03 / İDDET İLE BÜTÜN SOSYAL KORUMA ÖZDEŞLEŞTİRİLEMEZ
Kur’ân, boşanma ve ölüm sonrasını geçiş hükümleriyle düzenler: Üç kurû‘, belirli hâllerde üç ay, gebelikte doğuma kadar bekleme; kocası ölen kadın için dört ay on gün öngörülür. Gebelik ile ölümün birlikte bulunduğu hâlin ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Bu süreler, her durumda aynı malî hakkın aynı miktarda doğduğu anlamına gelmez. Bakara 2/240’taki bir yıllık yararlandırma hükmünün miras ve iddet hükümleriyle ilişkisi klasik yorumlarda tartışılmıştır. Buradan bütün boşanmalar için tek süre çıkarılamaz. Mehir, miras, hısımlık yükümlülükleri ve sosyal dayanışma birlikte incelenir. Tarihî koruma ağı ortadan kalkmışken yalnız süreyi taşımak koruma boşluğu doğurabilir.
MADDE 04 / GEÇİM DESTEĞİ İLE KUSUR SORUMLULUĞU AYRILIR
Yeni sistem iki ayrı sütuna dayanmalıdır. Geçim desteği, boşanmayla bağlantılı gerçek ihtiyaç ve ödeme gücüne göre belirlenir. Ayrılık tazminatı ise kusurlu davranışın meydana getirdiği somut zarara dayanır. İhtiyacın varlığı tek başına diğer eşin kusurunu; kusurun varlığı da her talep edilen zararı kanıtlamaz. Tazminatta kusur, zarar ve nedensellik bağı ayrı gerekçelendirilir; tarafların karşılıklı katkısı değerlendirilir. Mevcut tazminat kurumlarıyla ilişki kurularak aynı zarar için mükerrer ödeme önlenir. Nafaka gizli cezaya dönüşmemeli; süreli nafaka da ispatlanmış zararın tazmininden kaçış yolu olmamalıdır.
SON HÜKÜM | 02 / EMEĞİ GÖRMEDEN NAFAKAYI HESAPLAMA
Çalışabilir olmayı iş bulmuş olmakla karıştırma. Gerçek ihtiyacı ve gerçek ödeme gücünü birlikte araştır. Sürenin dolması, yoksulluğun giderildiğinin delili değildir.
3 II / SÜRE MİKTAR VE EMEĞİN HUKUKU SÜRE İHTİYACA MİKTAR GERÇEK İMKÂNA BAĞLANIR
UYGULAMA HÜKMÜ | BELİRSİZ YÜKÜMLÜLÜĞÜN YERİNE KÖR SÜRE KONULAMAZ
Altı aylık evlilikle otuz yıllık evlilik, düzenli geliri bulunan eşle yıllarca bakım emeği nedeniyle mesleğinden uzaklaşmış eş aynı kalıba sokulamaz. Yeni yasa başlangıç süresini, uzatma sebeplerini ve gözden geçirme yöntemini birlikte düzenlemelidir. Karar, geçmişteki evlilik kadar gelecekteki geçim imkânını da görmelidir. Süre, hakkın değerlendirilmesine hizmet etmeli; ihtiyacın üstünü örtmemelidir.
MADDE 05 / BAŞLANGIÇ SÜRESİ VE GÖZDEN GEÇİRME BİRLİKTE DÜZENLENİR
Ekonomik bağımsızlığa ulaşması mümkün olan eş için gerekçeli bir geçiş süresi belirlenir. Bu sürede meslek edinme, işe dönüş ve bakım düzeninin kurulması desteklenir. Kanun, süre aralıklarını somut araştırmalarla belirlemeli; hâkimin bu aralıklar içindeki tercihinin ölçütlerini açıkça göstermelidir. Her kararın gözden geçirme tarihi bulunmalıdır. Uzun evlilik, ileri yaş, ağır hastalık, engellilik ve yoğun bakım yükü uzatma sebebi olabilir. Kalıcı ve istisnaî ihtiyaçta çok uzun, gerektiğinde yaşam boyu korumaya imkân tanınabilir; bunun gerekçesi ve finansmanı ayrıca belirlenir. Korumanın devamı, bütün yükün otomatik olarak eski eşe bırakılması anlamına gelmez.
MADDE 06 / EVLİLİK İÇİN VERİLEN EMEK GÖRÜNÜR KILINIR
Çocuk büyütmek, yaşlıya bakmak, evi yönetmek ve diğer eşin mesleğini sürdürebilmesini sağlamak ekonomik değer taşıyan emektir. Ücret alınmaması katkının bulunmadığını göstermez. Eğitimden veya meslekten uzaklaşmanın gelir ve işe dönüş üzerindeki etkisi araştırılır. Ev içi emeğin değerlendirilmesi için görev paylaşımı ve evlilik süresi somut verilerle ortaya konulur. Bakım yükü, çalışmaktan isteyerek kaçınma sayılmaz. Bununla birlikte geçmişte emek verilmiş olması, ihtiyaçtan bağımsız sürekli nafaka hakkıyla özdeşleştirilmez. Emeğin mal rejimindeki karşılığı, güncel geçim açığı ve varsa kusura bağlı zarar ayrı hesaplanır. Aynı emek hem yok sayılamaz hem aynı kayıp için tekrar tekrar bedellendirilemez.
MADDE 07 / MİKTAR MAKUL GEÇİM AÇIĞIYLA ÖLÇÜLÜR
Kararda gelir, fiilen kullanılabilir malvarlığı, zorunlu gider, sağlık ve bakım ihtiyacı birlikte değerlendirilir. Nafaka isteyenin gerçek geçim açığı ile yükümlünün gerçek ödeme gücü arasında ölçülü bağ kurulur. Hiç kimse diğerini yaşatmak için kendi asgarî geçiminin altına düşürülmemelidir. Çocuklara karşı mevcut yükümlülükler de hesaba katılır. Hayalî gelir üzerinden borç kurulamaz. Gelir gizleme, mal kaçırma veya ödeme gücünü yapay biçimde azaltma da korunamaz. Değer kaybına karşı artış yöntemi belirtilir; önemli durum değişikliklerinde hızlı uyarlama sağlanır. Gerçekten ödeyemeyenle ödeme gücü olduğu hâlde kaçınan aynı şekilde değerlendirilemez.
MADDE 08 / İHTİYACIN DEĞİŞMESİ HÜKMÜN GÖZDEN GEÇİRİLMESİNİ GEREKTİRİR
İşe başlama, tek başına yoksulluğun sona erdiğinin kanıtı değildir; gelirin yeterliliği ve sürekliliği araştırılır. Ekonomik bağımsızlığa geçişte nafaka kademeli azaltılabilir. Gelir, sağlık, bakım ve ödeme gücündeki esaslı değişiklikler miktar ve süre bakımından değerlendirilir. İnceleme, hukuka uygun delile dayanır; özel hayatın keyfî gözetlenmesine dönüşemez. Yeniden evlenme, ölüm ve diğer sona erme sebepleri her borç türü için açıkça düzenlenir. Eşe verilen destekle çocuğun hakkı karıştırılamaz. Süre bitmeden yapılan uzatma başvurularında, karar verilinceye kadar gerekli geçici koruma sağlanır. Yargılamanın gecikmesinin geçim yükü tek başına hak sahibine bırakılamaz.
SON HÜKÜM | 03 / AYRILIKTA DA ADALET
Kusura tazmin, ihtiyaca nafaka, emeğe karşılık, çocuğa güvence. Sorumluluk sebebiyle, süre ihtiyacın niteliğiyle, miktar ödeme gücüyle ölçülür. Ayrılık evliliği bitirebilir; adaletin hükmünü bitiremez.
3 / 3 III / BAĞIMSIZ HAKLAR VE KAMUSAL GÜVENCE KUSURA TAZMİN İHTİYACA NAFAKA ÇOCUĞA KESİNTİSİZ GÜVENCE
GÜVENCE HÜKMÜ | HAKKI TANIMAK YETMEZ TAHSİLİNİ DE SAĞLAMAK GEREKİR
Yeni yasa, birbirinin yerine geçmeyen hakları aynı adalet düzeninde buluşturmalıdır. Mehir kayda ve teminata, geçim desteği somut ihtiyaca, tazminat ispatlanmış zarara bağlanmalıdır. Çocuğun hakkı eşlerin kusur hesabından bağımsız korunmalıdır. Bireysel ödeme gücünün yetmediği yerde sosyal devlet, korumayı tamamlayan kurumları kurmakla sorumludur.
MADDE 09 / MEHİR VE MAL REJİMİ NAFAKANIN İÇİNDE ERİTİLEMEZ
Mehir, nikâhtan doğan bağımsız malî hak; mal rejimi alacağı, evlilikteki ekonomik kazanımlarla ilgili ayrı bir taleptir. Nafaka ödenmesi mehir borcunu kendiliğinden sona erdirmez. Mehir veya mal rejimi alacağının bulunması da tek başına geçim ihtiyacını gidermiş sayılmaz. Tahsil edilmeyen alacak, elde edilmiş gelir gibi hesaplanamaz. Fiilen elde edilen ekonomik güvence ihtiyaç değerlendirmesine katılır. Aynı zararın aynı sebeple iki kez karşılanması önlenirken bağımsız haklar silinmez. Kararlaştırılan mehir; miktar, ödeme zamanı, değer koruması ve hak sahipliği açık biçimde kayıt altına alınmalıdır. Tasarruf araçlarıyla teminatlandırma, ayrıca düzenlenecek şartlarla desteklenmelidir.
MADDE 10 / ÇOCUĞUN HAKKI EŞLERİN HESABINDAN AYRIDIR
Çocuğun beslenme, barınma, sağlık ve eğitim ihtiyacı, anne ve babanın boşanmadaki kusuruna göre azaltılamaz. İştirak nafakası, eski eşe sağlanan kişisel gelir değildir. Eşe ilişkin geçiş desteğinin sona ermesi çocuğun hakkını sona erdiremez. Ebeveynlerin malî güçleri ve fiilî bakım katkıları birlikte değerlendirilir. Bakım veren ebeveynin çalışma imkânı gerçek şartlarıyla incelenir. Kreş, eğitim ve özel bakım hizmetleri kamusal destekle tamamlanır. Çocuğun korunması, boşanma dosyasının sonuçlanmasını bekleyemez.
MADDE 11 / GEÇİM AÇIĞI KAMUSAL DESTEKLE TAMAMLANIR
Eski eşin ödeme gücünü aşan veya tahsil edilemeyen zorunlu geçim açığı için tamamlayıcı aile geçiş desteği oluşturulmalıdır. Kaynağı, yararlanma şartları, ödeme süresi ve denetimi kanunda gösterilir. Ödeme gücü bulunmasına rağmen kaçınan yükümlüye rücu imkânı düzenlenir. Kamusal ödeme, özel borcu kendiliğinden silmez. Kalıcı ihtiyaç sosyal yardım, bakım ve uygun istihdam desteğiyle karşılanır. Koruma, siyasi veya kişisel bağlılık şartına bağlanamaz. Yoksulluğun bütün yükünü iki eski eş arasında paylaştırmak sosyal devletin görevini ortadan kaldırmaz.
MADDE 12 / YENİ YASA ÖNGÖRÜLEBİLİR VE DENETLENEBİLİR OLMALIDIR
Kanun; hak türlerini, süre ölçütlerini, uzatma sebeplerini, gelir araştırmasını, tahsil ve uyarlama usulünü açıkça belirlemelidir. Kararların gerekçesi taraflarca anlaşılabilir olmalıdır. Adlî yardım ve hızlı geçici koruma sağlanır. Yeni düzenlemeye geçiş, mevcut kararları topluca ve kendiliğinden hükümsüz sayan bir uygulamaya dönüştürülemez. Yeni kanunun geçiş hükümleri hukukî güvenliği korumalıdır. Meclisin görevi bir tarafı susturmak değil, her hakkın sebebini ve her yükün sınırını açıkça kurmaktır.
DAYANAK VE GÜNCEL BAĞLAM | Bakara 2/228–229, 233–234, 240–241; Talâk 65/4, 6–7. AYM E.2025/156, K.2026/131; AA ve Euronews, 30.09.2026: “süresiz olarak” ibaresinin iptali; yürürlük dokuz ay sonra. Bu metindeki kurumsal model, yazarın yasa önerisidir.