Cumhuriyet, devletin şahıslara değil millete, yetkinin keyfîliğe değil hukuka, kamu imkânlarının imtiyaza değil ehliyete ait olduğunu ilan eden tarihî emanettir. Makam mülk değildir; hazine ganimet değildir; milletin iradesi de hiçbir zümrenin vekâletsiz tasarrufuna bırakılamaz. Egemenliğin sahibi millet, gücün sınırı hukuk, yönetimin ölçüsü adalettir.
I. HANEDANIN MÜLKÜNDEN MİLLETİN EMANETİNE
29 Ekim 1923, yalnızca devletin adının değişmesi değildir; siyasî meşruiyetin kaynağını millet iradesiyle ilişkilendiren tarihî bir kuruluş eşiğidir. Cumhuriyet, yöneticinin devletin sahibi değil, kamu emanetinin geçici sorumlusu olduğunu ilan eden bir yönetim anlayışıdır. Devlet, hiçbir ailenin mirası, hiçbir grubun ganimeti, hiçbir makam sahibinin şahsî tasarruf alanı olamaz. Millî Mücadele’nin bağımsızlık iradesi, ancak hukuk devleti ve ortak vatandaşlık bilinciyle sürekli bir medeniyet kazanımına dönüşür.
II. EGEMENLİK MİLLETİN; HESAP VERMEK İKTİDARIN GÖREVİDİR
Anayasa’nın 1. maddesi devletin şeklini cumhuriyet olarak belirler; 6. maddesi egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunu güvenceye bağlar. Bu iki ilke birlikte okunduğunda hüküm açıktır: Kamu yetkisi şahsî sahiplik değil, kaynağı ve sınırları hukukla belirlenmiş bir görevdir. Hiçbir kişi, makam veya topluluk, anayasal meşruiyet yerine kendi iradesini geçiremez. Cumhuriyetin onuru, yönetenin gücünden önce yönetilenin hakkını korumasındadır.
III. CUMHURİYETİN SÖZÜ: İMTİYAZ DEĞİL, FIRSAT EŞİTLİĞİ
Cumhuriyetin gerçek başarısı, yoksul bir çocuğun eğitimde, çalışkan bir gencin kamuda, ehil bir insanın görevde ve hak sahibi her vatandaşın mahkemede eşit imkâna kavuşabilmesidir. Anayasa’nın 10. maddesindeki eşitlik ve 70. maddesindeki kamu hizmetine giriş güvencesi, fırsat eşitliğinin hukukî dayanaklarıdır. Akrabalık ehliyetin, servet liyakatin, yakınlık hakkın yerine geçemez. Eşit fırsat, herkesin aynı sonuca zorlanması değil; başlangıçtaki haksız engellerin kaldırılması ve kamu makamlarının adil kurallarla dağıtılmasıdır.
IV. LİYAKATSİZ MAKAM, ADALETSİZ DEVLET OLMAZ
Birey için dürüstlük neyse, devlet için adalet odur. Adaletin kamusal yüzü tarafsız kanun, bağımsız yargı, eşit yurttaşlık ve hesap verebilir idaredir; liyakatin kamusal yüzü ise görevin ehline teslim edilmesidir. Ehil olmayanı koruyan her ayrıcalık, ehil olanın hakkını daraltır. Hukuk, siyasetin silahına; kamu görevi ödül dağıtımına; kamu kaynağı sadakat karşılığına dönüştürülemez. Cumhuriyet, gücü şahıslara değil kurallara bağladığı ölçüde kökleşir.
V. HÜRRİYET YOKSA İMAR MEDENİYET OLAMAZ
Yollar, köprüler, fabrikalar ve teknolojiler kalkınmanın maddî eserleridir; fakat bir toplumun medeniyetini sorgulayan akıl, eleştiriye tahammül, bilime saygı ve insan haysiyeti tamamlar. Fârâbî’den İbn Sînâ’ya, Ebû Hanîfe’den Yunus Emre’ye uzanan ilmî ve ahlâkî mirasın öğretisi açıktır: Hakikat, düşünceyi susturmakla değil delil ve müzakereyle güçlenir. Yeni nesillere yalnız bina değil, özgür düşünme cesareti ve adalet duygusu bırakılmalıdır.
VI. KORKU DEĞİL GÜVEN; AYRICALIK DEĞİL EŞİT VATANDAŞLIK
Mevlânâ ve Yunus’un insanı merkeze alan merhamet dili, cumhuriyetin eşit vatandaşlık ilkesiyle birlikte anlam kazanır. Farklı inanç, görüş, köken ve hayat tarzındaki insanlar aynı hukuk düzeninin eşit mensuplarıdır. Cumhuriyet, vatandaşın birbirine benzemesini değil, birbirinin hakkını tanımasını gerektirir. Toplumsal barış korkuyla değil güvenle; tek tipleştirmeyle değil haysiyete saygıyla kurulur. Sevgi hukukun yerini tutmaz; hukuku insan onuruyla tamamlar.
VII. CUMHURİYETİN ALTI KURUCU HUKUK HÜKMÜ
MADDE 1 — ORTAK EMANET Devlet, milletin ortak hukuk düzenidir; hiçbir makam veya kamu kaynağı özel mülkiyet ve ganimet gibi kullanılamaz.
MADDE 2 — EŞİT VATANDAŞLIK Hiç kimse kimliği, düşüncesi, inancı, sosyal konumu veya yakınlığı sebebiyle kamu gücü karşısında ayrıcalıklı ya da korunmasız bırakılamaz.
MADDE 3 — LİYAKAT Kamusal görevlerde görevin gerektirdiği ehliyet ve nitelikler esas alınır; atama ve yükselmede denetlenebilir, nesnel ölçütler uygulanır.
MADDE 4 — HESAP VEREBİLİRLİK Kamu kaynakları şeffaf, ölçülü ve denetlenebilir biçimde kullanılır; yetki kullanan herkes hukuk önünde sorumludur.
MADDE 5 — EŞİT FIRSAT Eğitim, çalışma ve kamusal imkânlara erişimde yapısal engelleri azaltmak devletin sosyal adalet yükümlülüğüdür.
MADDE 6 — HÜRRİYET VE ADALET Düşünce özgürlüğü, bağımsız yargı, adil yargılanma ve etkili hak arama güvenceleri cumhuriyetin vazgeçilmez teminatlarıdır.
VIII. İKİNCİ YÜZYILIN EMRİ: İMTİYAZI KALDIR, HAKKI TESLİM ET
Cumhuriyetin 103. yılında kutlama, geçmişi anmanın yanında geleceğe karşı sorumluluk beyanıdır. Millî bağımsızlığı iktisadî adaletle, sosyal dayanışmayla, hukuk güvenliğiyle ve ilmî üretimle tamamlamak gerekir. İyi bir cumhuriyet yalnız seçim yapan değil; seçileni hukukla sınırlayan, kamu kapısını ehil olana açan, en zayıf vatandaşın hakkını en güçlüye karşı koruyabilen cumhuriyettir. Tarihî kazanımlara sadakat, eksikleri konuşmayı ve kurumları daha adil kılmayı da gerektirir.
CUMHURİYETİN TAPUSU MİLLETİNDİR.
DEVLET EMANETTİR; ADALET MECBURİYETTİR.