Bak yine Kur’an ayı geldi, geçiyor. Anlaşılmak için gönderilen bu mübarek kitabı hala anlamayacak mıyız?
Bu Ramazanda onu anlamak ve onunla hayatı anlamlandırmak için bir gayretimiz olmayacak mı?
Bir yerde Kur’an okunduğunda hemen akla bir cenaze merasimi mi gelecek?
Kur’an deyince niçin hemen akla mezarlıkta ölülere okumak gelir?
Yalnızca geçmişlere rahmet, hastalara, dertlilere okunan bir şifa kitabı gibi mi bakacağız ona?
Kur’an okumak gerektiğinde neden hoca ararız da kendimiz okumayı denemeyiz?
Allah Kelamını evimizin ulaşılması zor nadide köşelerinde sakladığımız kadar, gözümüzün ve gönlümüzün aynası olması adına ne yaptık şimdiye kadar?
Ona saygı olsun diye bel üstünde tutarken, yolumuzu aydınlatsın, hayatımıza çekidüzen versin diye baş üstüne diyerek emirlerine uyabildik mi?
İlginçtir, ölülere en çok okuduğumuz Yasin suresinin 70. Ayetinde o kitabın diri olanları uyarmak ve uyandırmak için gönderildiği ifade buyruluyor.
Bu ve benzeri sorulara cevabımız net değilse, buyurun Kur’an mevsiminde Kur’an’ın bereketli ziyafet sofrasından nasiplenmeğe…
Buyurun Kur’an’ı Kur’an’dan öğrenmeğe…
Buyurun Kur’an mektebinde pişerek Allah’ın yaratılış ayetlerini müşahede etmeğe…
Buyurun Allah’ın bak dediği yerden bakmağa ve görmeye…
“İşte kitap; onda asla şüphe yoktur. O, günahtan sakınanlar için bir rehberdir.” (Bakara-2)
Dağlar Kur’an’ın azametinden dolayı parça parça oluyorlar (Haşr-21) ama Müslümanların birçoğunun kalbi onu duyduğunda ürpermiyor ve uzuvları harekete geçemiyorsa burada ciddi problem var demektir.
Oysa Yüce Kur’an’a göre, “Müminler o kimselerdir ki, Allah’ın adı anıldığında yürekleri titrer, kendilerine Allah’ın ayetleri okunduğunda bu onların imanlarını arttırır. Onlar yalnızca rablerine güvenirler.” (Enfâl-2)
Biz Müslümanlar, yanık sesli hafızları gıptayla dinlediğimiz kadar içeriği ile ilgili kafa yormaya vakit ayırmadığımız sürece bir yere varamayacağız.
Şairin deyimiyle, doğrudan doğruya Kur’an’dan ilhamı almadığımız müddetçe asrın idrakine İslam’ı söyletemeyeceğiz.
Eskilerin, “evvel refik, bade’l tarik” dedikleri yolda Kur’an’ı refikimiz olarak almadıkça yolda kalmaya ve yol kazaları yapmaya devam edeceğiz maalesef.
O mübarek kitabın kılavuzluğu yerine farklı kılavuzlardan beslenerek bir yere varılamayacağını gördük, yaşadık.
Şimdi o muhteşem kılavuza ve onun canlı timsali aziz peygamber Hz. Muhammed’e (as) yönelme zamanı.
Ve yine Allah Resulü’ nün ifadesiyle Kur’an’la birlikte onun sünnetine ve Ehl-i Beyt’ine sarılmak suretiyle necat yurduna dönüş zamanı.
Oruç ve Kur’an ayı Ramazan mübarek olsun.