En güçlü kitle imha silahı nedir? Diye sorsam, sanırım herkesten askeri terminolojide kullanılan farklı silah isimleri gelecektir.

Ancak insanlık tarihi de göstermiştir ki en güçlü kitle imha silahı; cehalettir.

Bazı yıkımlar vardır ki sessiz ve derinden gelir; ne sirenler çalar, ne dumanlar yükselir.

Ama o korkunç sessizlik ve koyu karanlık ortamlarda akıllar körelir, vicdanlar susuverir.

Bugün olduğu gibi insan, insan olmaktan çıkar da başka bir mahlûka dönüşür!

İşte cehalet, böyle bir yıkımdır. Ne sınır tanır, ne zaman gözetir. Sessiz gelir, ama toplumları ayırmadan topyekûn çökertir.

Cehalet; sadece okumamak, bilmemek değildir. Asıl cehalet, düşünmemek, sorgulamamak, öğrenmeye direnmektir.

Cehalet; her şeyi bildiğini sanırken hiçbir şeyi bilmediğinin farkında olamamaktır.

Cehalet; diplomayla cehaletini giderdiğini sanıp karakterindeki bozuk hamuru giderememektir.

Peki, çözüm nedir?

Çözüm; Cehaletin panzehiri olan ilimdir, irfandır, kısaca eğitimdir.

Fakat bu eğitim, diplomaya endeksli faydacı bir eğitim olamaz.

Ezbere dayalı değil, düşündürmeye ve sorgulamaya dayalı özgürleştirici bir eğitim olmalıdır.

Ve yine sadece beyni değil, kalbi de inşa eden bir eğitim örüntüsü kurgulanmalıdır.

Çözüm; Hünkâr Hacı Bektaş-ı Velinin, “ilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” gerçeğinden hareketle, bilimsel çalışmaları ayağa kaldırmak ve bilim insanlarını yüreklendirmektir.

Bizim inancımıza ve kültürümüze göre, bilenlerle bilmeyenler bir olmadığı gibi, ilim Çin gibi en uzak mesafede bile olsa bulup alınması gereken bir değerdir.

İlmin kapısı ve hikmet evinin reisi Hz. Ali’nin, “kişi bilmediğinin düşmanıdır” sözünden hareketle bilimin aydınlatıcılığı yanında evrenselliği söz konusudur.

Hz. Peygamberin ifadesiyle, ilim müminin yitiğidir, nerede bulursa almalıdır; bu ilim ve irfan her eve, herkese lazımdır.

Âşık Davut Sulari’nin çırağı olan Âşık Daimi şöyle ifade ediyor bu gerçeği;

“Kemaletim, hidayetim olmazsa

Marifet suyundan kabım dolmazsa

Benden insanlığa eser kalmazsa

Sünniyisem Aleviysem ne çıkar”

Bizim irfan geleneğimize göre, zihni besleyecek ilmin yanına kalbi ve ruhu da besleyecek irfan konmazsa o ilim eksik kalır.

Gönül insanı Yunus Emre’ye göre ilim okumak ve bilmekten maksat irfan bilgisidir ve gaye, insanın kendi özünü bilmesidir.

“İlim ilim bilmektir,

İlim kendin bilmektir,

Sen kendini bilmezsin,

Ya nice okumaktır”

Ve son söz; Bir insan cehalet yüzünden ölmez belki ama insanlık topyekûn ölebilir. Onu hayata döndürebilecek hayat iksiri ise yalnızca eğitimdir.